Ayaklarınızın ortalama 2 bin 900 kilometre altında alev alev yanan bir metal top yatmakta. Gezegenimizin en iç kısmı kısaca Dünya’nın çekirdeği. Hayatımızın üstünde fazlaca derin bir tesiri olan bu çekirdek aslına bakarsak erişilmesi olanaksız derecede bir uzaklıkta… Ortalama Pluto büyüklüğündeki çekirdeğimiz Pluto’dan sonrasında ortaya çıkarıldı.

Gezegenlerin içini araştıran jeokimyacı bilim insanı James Van Orman, Mashable’a konuşurken “Bu, ayaklarımızın tam altında olmasına karşın aslına bakarsak ne kadar uzakta bulunduğunu gösteriyor” sözleriyle bu acayip durumu açıklıyor.

Gene de jeologlar, ortalama bir çağ ilkin gerçekleşen keşiften bu yana sıvı metal dış çekirdekle çevrelenmiş katı metal iç çekirdekten oluşan bu kuvvetli küre hakkında fazlaca şey öğrendi. Sadece bazı şeyler gizemli olmaya devam ediyor, zira pek fazlaca nedenden dolayı oraya inmek için Dünya’nın içinden geçen bir tünel oluşturmak mümkün değil.

Bununla beraber bir jeofizikçinin kavun büyüklüğünde bir sonda göndermeyi öneren iddialı bir planla çıkageldi sadece bu tür derinliklere ulaşmak için tonlarca TNT ile kuvvetli bir zelzele üretmek gerekiyor.

Velhasıl işte özümüz hakkında bildiklerimiz, bilmediklerimiz ve “Niçin tüm hayatımızda mühim bir rol oynuyor?” sorusunun yanıtı…

Dünya’nın katmanları: Merkezde katı metal çekirdek yer ediniyor. Çekirdeğin etrafını sıvı dış katman çevrelemekte. Fotoğraf: NASA

Dünyanın çekirdeği niçin inanılmaz derecede sıcak?

Dünyanın iç çekirdeği ortalama bin 200 kilometre genişliğinde ve çoğunlukla (zira bu ay başlangıcında gösterilen bir araştırma bir miktar sıvı demirin hâlâ iç çekirdekte Dünya’nın oluşumunda sıkışıp kalmış olabileceğini öne sürüyor) katı demirden oluşmakta. Sıcaklığı ise ortalama 5 bin 400 santigrat aşama. Las Vegas Nevada Üniversitesi’nde derin Dünya’nın mineral kimyasını inceleyen Prof. Oliver Tschauner, “İnanılmaz derecede sıcak” diyor.

Çekirdeği asla ziyaret etmediğimiz için (aslına bakarsak, Dünya’nın en ince tabakası olan kabuğu bile aşamadık), jeologların çekirdeğin iyi mi olduğu mevzusunda kendinden güvenilir bir tahminde bulunduğunu merak edebilirsiniz. Çekirdekten geçen depremlerden gelen sismik dalgaların davranışının ve hızının analizine dayanarak, bunun büyük seviyede demir bulunduğunu biliyorlar.

Ve bu tür metallerin yoğun ısı ve basınçla çevrili Dünya’nın derinliklerinde iyi mi davrandığını simüle etmek için demir ve öteki elementler üstünde deneyler yaparak sıcaklığı da belirlediler.

Çekirdeğin son aşama sıcak olmasının birincil sebebi, Dünya’nın ortalama 4,5 milyar yıl önceki oluşumundan kalan ısının hâlâ orada duruyor olması. Uzun süre ilkin Dünya, yeni doğmakta olan Güneş’imizin yörüngesinde dönen ve sıcak bir malzemeden oluşan bir diskin içinde oluşmuştu. Dünya’yı oluşturmak için birbirine bağlanan kavurucu araç-gereç yığınları, bunca süre sonrasında hâlâ gezegenin derinliklerinden kaçmamış olan bolca oranda ısı içeriyordu. Bunun sebebi çekirdeğin son aşama iyi yalıtılmış olması.

 

Çekirdeğin üstünde, Dünya’nın manto adında olan ve ısıyı içeride tutan sıcak bir katmanı bulunuyor. Bu katman ortalama 2,9 km genişliğinde ve karamel kıvamında… Michigan Üniversitesi’nden jeofizikçi Jie Li, “Manto temelde kalınca bir kılıftır. Çekirdeğin fazlaca süratli soğumasına izin vermez” diye konuşuyor.

Uzun zamandan beri ısı salan bir süreç olan Dünya’nın katı iç çekirdeğinin kristalleşmesi şeklinde öteki faktörler de çekirdeğin kızgın kalmasına destek oluyor. Çekirdeğin sıcak olması fazlaca mühim zira bu sıcaklıklar Dünya’nın yaşamsal manyetik alanını sakınan ortamın yaratılmasına destek olmakta. Hatta “Dirimsel” ifadesi yetersiz bile kalır!

Dünya’nın çekirdeği, yaşamı sakınan manyetik alanı iyi mi sürdürüyor?

Ah zavallı Mars… Kızıl Gezegen’in bir zamanlar sıcak olan çekirdeği uzun süre ilkin soğudu ve bundan dolayı gezegenin manyetik alanı da öldü. Ve böylece bir zamanlar su zengini olan gezegen, Güneş’ten gelen ve Güneş rüzgarı adında olan amansız bir parçacık akışına maruz kaldı.

Güneş rüzgarı Mars’ın kalınca atmosferini kademeli olarak yok etti ve onu bugün gördüğümüz soğuk bir çöl şeklinde bıraktı. Her neyse ki bizim için Dünya’nın çekirdeği yukarıda belirttiğimiz şeklinde sıcak ve güçlü halini koruyor ve bu sayede koruyucu manyetik alanımız da varlığını sürdürüyor. Li, “Manyetik alan Dünya’daki yaşam için fazlaca mühim” ifadelerini kullanmakta.

Manyetik alan kutuplardan çıkarak zararı dokunan güneş enerjisini atmosferimizi yok etmeyecek güvenli bir mesafede hapseder. Bu paha biçilemez atmosfer gezegenimizi yalıtılmış ve nemli tutarak yaşamın gelişmesine izin veriyor. Ve sıvı çekirdek, bu paha biçilmez kalkanı oluşturmaktan görevli. Büyük seviyede erimiş demir ve nikelden oluşan çekirdeğin içindeki nikel elektriği iletmek için oldukça ideal bir element. Bu sayede çekirdek, bir üreteç şeklinde davranır ve naturel olarak büyük bir manyetik alan oluşturan elektrik akımları yaratır.

Dünya’nın manyetik alanı zararı dokunan Güneş radyasyonuna karşı kalkan görevi görmekte. Fotoğraf: UC Regents
Sıvı metal katmanda oluşan elektrik akımları Dünya’nın manyetik alanını oluşturmakta. Görsel: Andrew Z. Colvin / Wikimedia Commons

Gene de manyetik alan hemen hemen çözemeyeceğimiz gizemler barındırıyor. Dünya’nın sıcak iç çekirdeği katılaştığında, dış çekirdekte manyetik alan yaratmak ve bu alanı sürdürmek için lüzumlu olan çok büyük ısıyı üretti. Bu, bizim manyetik alanımızı korumakta. Sadece daha da önemlisi, jeologlar bu sürecin ortalama 3 milyar yıl ilkin başladığını söylüyor ve bu da bir milyar yılı açıklanamayan bir halde öylece havada bırakıyor.

Van Orman bu üç milyar senelik süreçten önceki açıklanamayan bir milyar yıla dair “Bu süreçte manyetik alanı çalışır kılan neydi?” diye soruyor kendi kendine ve “Bilmiyoruz” şeklinde yanıtlıyor.

Middle Tennessee Eyalet Üniversitesi’nden yer bilimci Mark Abolins şöyleki açıklıyor:

Dünya’nın manyetik alanı ve iç çekirdeğinin dönüşü daima değişiyor sadece bilim adamları ortalama son 190 yılda gözlemlenen değişikliklerin manyetik alanın koruyucu doğasına bir tehdit oluşturduğuna dair nedenler bulamadı. Ek olarak bilim adamları, Dünya’nın manyetik alanının birkaç yüz bin yılda bir büyük değişimlere (tersine dönüşlere) uğradığını ve Dünya’daki yaşamın, yaşamın var olduğu milyarlarca yıl süresince sayısız tersine dönüşlerle devam ettiğini de biliyor.

Doğrusu pusula değişse de yaşam yolunu buluyor…

Dünya’nın çekirdeği dönmeyi bırakabilir mi?

Dünya şeklinde, çekirdek de dönüyor. Sadece son zamanlarda, “Dünya’nın çekirdeğinin durduğunu” iddia eden bazı asparagas haberlere rastlamış olabilirsiniz. Endişeye gerek yok. Bu tarz bir olay olmadı. Çekirdek durmaya yaklaşmadı bile.

Etken bir bilimsel araştırma alanı olan bu alanda son birkaç on yılda, Dünya’nın çekirdeğinin Dünya’nın dönüşüne kıyasla kimi zaman birazcık hızlandığını yada yavaşladığını öne devam eden araştırmalar mevcut. Nature Geoscience’da gösterilen en güncel rapor, çekirdeğin, bir tüm olarak Dünya’dan daha süratli şekilde dönmeyi bıraktığını öne sürüyor. Bu şekilde olsa bile çekirdek oldukça süratli bir halde dönmekte.

Van Orman, “Dönüşü duracak şeklinde değil” ifadelerini kullanmakta. Çekirdek dursaydı bunu çoğumuz fark ederdik hem de anında uzayın derinliklerine parçalanarak uçarken!

Doğrusu dostlar, devasa metal çekirdeğimiz oldukça deli bir yer. Çağlar süresince soğumayacak. Kesinlikle dönmeyi bırakmayacak. Tam olarak anlaşılmayan nedenlerle davranışını değiştirebiliyor fakat hangimiz değiştirmiyoruz ki?!


Mark Kaufman’ın makalesini Metin Aktaşoğlu Türkçeleştirdi.